ÇİN SOSYALİST BİR DEVLET Mİ?

Çin sosyalist bir devlet midir? Daha önce birçok yazımızda sağından solundan konuyu ele almıştık. 15 Yıl Sonra Kongresi yazı dizimizde Alper Levent Yakış’ın makalesi gelip buraya vurunca geçmiş sosyalizm deneyleriyle birlikte sorunu kısa da olsa ele almak iyice gerekli hale geldi. Böylece son haftalarda aynı konuda birkaç arkadaşımızın yönelttiği soruları da cevaplayacağız.

Konuyu üç başlıkta ele alacağım. 1- Çin sosyalistse geçmişteki “sovyet sosyal emperyalizmi” tezimiz sadece sosyalizme bir ihanetten ibaret miydi? 2- Kamucu devletçilik ya da halktan yana devletçilik sosyalizm için yeterli ölçüt müdür? 3- Sosyalizmin kaybetmesinde “insanlık için çekim odağı” etmeni.

Şimdi ilk maddeyi ele alalım. 80 öncesinde içinde bulunduğum hareket Çin-Arnavutluk ekseni doğrultusunda Sovyetlerdeki rejimi bürokratik devlet kapitalizmi olarak görüyor ve SSCB’yi dünya halklarının iki büyük düşmanından biri, iki süper güçten biri olarak görüyordu. Onun hesabına çalışanlar da “sosyal faşist”ti doğal olarak. Sovyetler’in neden kapitalist olduğu güçlü dayanaklara sahipti gözümüzde. Ülkede ayrıcalıklı ve despotik bir yönetici sınıfın varlığı, siyasal irade gücü ve gelir dağılımı eşitsizliği, komünizm-sosyalizm ideal ve ilkelerinden uzaklaşılması. Sonuç: Burada işçi sınıfı iktidarda falan değildi, ezilen sınıftı.

Arnavutluk-Çin ayrışmasının başlamasıyla bizim kanat bu görüşte ısrar ederken, Çin tarafını seçen Aydınlık kısa bir zaman içinde SSCB’yi en büyük ve en tehlikeli düşman saymaya, ona karşı ABD-NATO’yla işbirliği yapılabileceğini savunmaya başladı.
Bugünden baktığımda biz taklitçi Türkiye sosyalistlerinin birkaç küçük grup ve akil adam dışında uluslararası kamplaşmaların aleti olduğumuzu, karşılıklı olarak Türkiye’ye özgü kuram değil, piyon teorileri ürettiğimizi düşünüyorum. Kendi aramızda sürekli çatıştık ve çok ölümler yaşadık. Akılcı ve çok yönlü baksak ne bunlar yaşanırdı, ne de faşizmin ağır saldırılarından bu kadar çok etkilenirdik.

Ama öte yandan Sovyetler için söylediklerimiz de basbayağı doğruydu bugün bile baktığımızda. Yine de onu bir ABD’ye eşdeğer görmemiz son derece yanlıştı. Bu da hayatta ispatlandı. Değil mi ya, 1 numaralı düşman 8-9 yıl sonra dağıldı gitti. Peki, Sovyetler’de işçi sınıfının ve halkın başta eğitim ve sağlık alanındaki kimi kazanımları ve bazı kamucu yaklaşımlar sosyalist kabul edilmek için yeterli mi? Bu ikinci maddedeki konumuz.

Ne var ki geçmişte Sovyetler için bunları söyleyen çevrelerin kapitalizme dönme ölçütlerini Sovyetler’e göre haydi haydi aşan Çin’i yere göğe sığdıramamaları ilginç. Ya geçmişte korkunç ölçüde yanıldık, onca zarara sebep olduk, diye itiraf etmeliler ya da Sovyet bürokratik kapitalizminden daha farklı ne gibi özelliklere sahip Çin, anlatıp bizi ikna etmeliler.

Bu arada Çin’e nefretle bakmıyorum, birçok karakterini takdir ediyor, bravo diyorum, yine de bir sosyalist ülke gibi sevemiyorum. Sadece bu eğer sosyalizm ise nasıl bir sosyalizm, anlamaya çalışıyorum. 2. bölümde oraya geleceğim.

LEVENT YAKIŞ MAKALESİ : http://www.insanbu.com/…/821-15-yil-sonra-dunya-ve-insanlik…