HALUK BAŞARAN YAZDI:ASGARİ ÜCRET OYUNU
Asgari ücret insan hakları evrensel beyannemesinde "Çalışanların kendine ve ailesine insanlık onuruna uygun bir yaşayış sağlayan ve gerekirse her türlü sosyal koruma aracılığıyla da tamamlanan adil ve elverişli bir ücret" olarak tanımlanır.
Uluslararası Çalışma Örgütü, Asgari ücretin "işçinin ve ailesinin ihtiyaçları, genel ücret düzeyi, hayat pahalılığı, sosyal güvenlik yardımları ile diğer sosyal grupların göreli hayat standartlarına göre belirlenmesi gerektiğini söylüyor.
Mevcut yönetmelik ise asgari ücreti "işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatı üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret " olarak tanımlıyor. Yani asgari ücreti,bir işçinin hayatta kalabilmek için asgari beslenme ve barınma gibi doğal gereksinmelerini karşılayabilmesi ve ertesi gün işyerine gelerek kapitalist için artı değer üretebilmesini sağlayacak ücret olarak tanımlayabiliriz.
2021 yılının asgari ücretini belirleyecek olan Asgari Ücret Komisyonu görüşmeleri veya daha doğru bir ifadeyle geleneksel yıllık "SENDİKA--PATRON--DEVLET" oyunu şöleni 4 aralıkta başladı. Komisyonun görevi aralık ayı boyunca işçileri ve emekçileri aslında sermaye tarafından çoktan belirlenmiş olan asgari ücreti kabullenmeyi hazırlamak ve süreci meşru göstermeye çalışmaktı. Bu görevlerini de başarıyla yerine getirdiler.
Türkiye'de bugün en iyimser tahminlerle 10 milyon işçinin asgari ücretle ve 1 milyon işçinin de asgari ücretin yarısından daha az bir ücretle çalışıyor.
Yoksulluk sınırı 8500 tl deyip işçi için en fazla 3800 tl talep eden sendika ağalarını aidatlarıyla besleyen işçi, asgari ücret, olmaz ya 2800 tl ye bağlandığında ağlamayacak kendi düşen ağlamaz.
AKPli Şahin Tin kuru ekmek yiyenlerin aç olmadığını söyleyebiliyorsa söyleyene değil, söyletene bakmalıyız. Bunun nedeni sendikalardır, emek güçleridir, muhalefettir. Şahin Tin bunların "açları" harekete geçiremeyeceğinden emin olduğu için böyle konuşabiliyor. Kimse kusura bakmasın %25i açız, %53 gelirimizle ancak karnımızı doyurabiliyoruz ve %20 gelirimizle istediğimizi alıyoruz" derken bakan "yoksul yok"diyor. Ve hala %35 oy alıyorsa işçi sınıfı partileri acaba nerede yanlış yapıyoruz diye sormalıdır.
Asgari ücret tespit komisyonu çalışmalarının aslında bir oyun olduğunu söylemiştim. Elbette bu oyunun oyuncuları da var. Oyuncular arasında bizi en çok ilgilendiren belirlenecek olan asgari ücretin muhatabı işçileri "temsil" eden sendikalardır. Türkiye'de SENDİKA--PATRON--DEVLET oyununda işçileri Türk-iş---Hak-iş---Disk temsil ediyor. Sendikaların bu oyundaki "rolü"
işçilerin ve emekçilerin sakin kalmalarını ve sonunda kendileri için uygun görülecek ücrete razı olmalarını sağlamak. Daha sonra sendikaların başkanları bu hizmetlerinin karşılığında ilk seçimlerde "milletvekilliliği" ile ödüllendiriliyorlar. Sendika başkanlarının oyun içinde kendilerine aidat veren işçilere onlar için mücadele ediyorlarmış gibi görünmelerine izin veriliyor.
Nitekim bugünlerde sendikalar 2021 yılı için asgari ücretin ne kadar olması gerektiğine ilişkin toplantılar yapıyorlar. Daha henüz Türk-iş ve Hak-iş bir rakam söylemedi. Disk ise 3800 tl lması gerektigini söyledi. Yani kuru ekmek ücreti.
Büyük bir ihtimalle bu yılki oyunda asgari ücretin birkaç yüz tl artmasıyla sona erecek. Sendikalar işçilere dönüp " gördünüz mü, elimizden geleni yaptık" derken, patronlar "ekonominin daha fazla kaldıramayacağını" ve pandemi surecini söyleyecek. Devlette emek-sermaye uzlaşmasının bu yılda tamamlanmasından memnuniyetini söyleyecek.
Eğer işçiler sağlıklarının en önemli belirleyicisi olan gelirlerinin iyileştirilmesini istiyorlarsa sendika ağalarını aradan çıkartıp, pazarlık masasına bizzat oturmalıdır. Bakalım o zaman masadaki patron ve devlet temsilcileri işçinin gözünün içine bakarak "Sana bu kadar yeter" diyebilecekler mi?
