HALUK ERGÜVEN YAZDI: ELİ KULAĞINDA
Hane halkı, Firma, Devlet ve Dış Ülkeler’den, oluşan ekonominin karar vericilerinden, Firma üzerine gelişen teoriler, işletme bilimini var etti.
İşletme biliminin temel derdi, firma kÂr maksimizasyonudur.
Üretimin planlanmasından,Tüketici davranışı ve gelir düzeyi araştırmalarına, malın ambalajına, fiyatına, mal akışına, reklam ve propagandadan, satış sonrası hizmetlere kadar bütün etkinlikler kâr maksimizasyonu için yapılır.
İşletme bilimi temsilcileri, firmaların başarısı için ellerinden geleninin fazlasını yaptılar.
Klasik dönemin ekonomik karar vericileri olan, Hane halkı, firma, devlet, dış ülkelerden, birisi olan firma, nerede ise tek karar verici duruma geldi.
Uluslararası firmalar, dış ülke ekonomik ilişkilerinin yerini alırken, devletler de şirket benzeri olmaya başladılar.
Devletler şirketleşti, şirketler devlet oldu.
Pazar savaşının acımasızlığı, firmaları ileri teknoloji ile, üretim, pazarlama ve satış yapmaya yönlendirdi.
Emeğin verimi artıp, işsizlik artarken,
bu devasa şirketler ya da şirkete dönüşmüş devletler kendi sonlarını getirecek yeni bir emekçinin doğuşunu da sağladılar.
Elbette bu süreçte pür müşteri görülen insanlar, yüksek frekanslı propaganda etkisi ile sürekli yeni mal arayan ve ele geçirince mutsuz olan aynı malın yeni versiyonu peşinde koşan yani Hedonistik adaptasyona uğramış bir tüketici tipi haline getirilmeye çalışıldı.
Yok edilemeyen ama, hedonistik adaptasyona uğramış tüketiciyi, ve firmaya dönüşmüş devleti, nasıl, hangi teknolojik bilgi ve yöntemlerle ve hangi toplumcu yeni ekonomi kuramı ile kurtarabileceğimizi de düşüneceğiz.
Bu düşünce, toplumu bu hale getiren üretim ve pazarlama süreçlerinde etkin olan yeni emekçinin önderliğinde oluşuyor.
Doğa sevgisi, kadına saygı, çocuğu koruyan, yaşam tarzına müdahaleyi istemeyen, ve barıştan yana düşünce.
Bu düşünce henüz örgütlenmedi, bu temiz düşünceler, mevcut kirli siyasal anlayışlara çok uzak olduğu için, siyasal örgütlenme ile kirlenecek korkusu taşıyor.
Çok önemli ve siyasal yaşamı dönüştürecek bu düşünce kesimini, siyasal örgütlenme konusunda cesaretlendirmeliyiz.
Önümüzdeki dönemin, etkin siyasal örgütlenmesi de, iktidarları da üretimin yeni emeğinin anlayışı ile oluşacak.
Doğa korunacak.
Toplumcu ekolojik tarım öncelik alacak.
Artan iletişim olanakları ile coğrafi mobilite kırsal kesime yönelecek.
Devlet dört temel fonksiyonu, yani, adalet, eğitim, sağlık ve güvenlik alanlarında hem tekel olacak hem bu hizmetler parasız verecek.
Bu alanda görev yapanlar toplumun en donanımlı insanlarından oluşacak en yüksek düzeyde gelirleri olacak.
Sanatçılar karşılıksız desteklenirken incitilmeyecek.
Her çocuğumuz, bu toprakların arkeolojisini, tarihini bilerek ve yüksek teknolojiyi barış için insanlık için kullanacağına inanarak yetişecek.
Bütün bunları başarmak için ülkemizin yeterli alt yapısı, insan kaynağı ve öncü cogniteryası var.
Siyasal alanda sorunumuz, birincisi iktidar olmak istemeyen yapay muhalefet, ikincisi bu durumdan yararlanarak sürekli hale gelen karanlık bir iktidar.
Ama hepsini şaşkına çevirdik.
Önce muhalefet parçalanıp düzelecek. Görüldüğü gibi iktidarı ile muhalefeti ile hepsi iç kargaşa yaşıyor.
Bunlar giderken ve aydınlığa çıkış yolunda, bir yanda yeni emeğin örgütlenmesini sağlamaya çalışırken, diğer yanda, yurtta ve dünyada barışı savunmakta kararlı ve ısrarcı olacağız.
