İSMAİL DURNA:ÇAĞIMIZ EMPERYALİZMİN YIKILMA ÇAĞIDIR
Adı konmamış 3. Dünya Savaşı’nın ABD’nin Irak işgalyle başladığını söyleyebiliriz. Emperyalizmin karakterini kavramayanlar, ABD saldırısının Irak’la sınırlı kalacağını sanıyorlardı. Yanıldılar. Çünkü;savaş yapmamak emperyalizmin iradesi dahilinde değil.
Çıkarlarına karşı olanları etnik ve dini boğazlaşmalarla, terör örgütleriyle, o da olmazsa NATO ile vuruyor. Dünya enerjisinin %35’ini tüketen ABD için bunun devamlılığı hayati bir önem taşıyor. Bu nedenle bütün hesaplarını Avrasya’nın uçsuz bucaksız zenginliklerine el koymak üzerine yapıyor. Bombaların patlatılması, terör eylemleri, ülkelerin parçalanması, darbe girişimleri hepside bu hedeflerine bağlı olarak gerçekleştiriliyor.
Savaşın kaynağı sınıfsaldır. 2022 Dünya Eşitsizlik Raporu’na (World Inequality Lab) göre küresel nüfusun en zengin yüzde 10’u küresel gelirin yüzde 52’sini alırken, nüfusun en yoksul yarısı bunun sadece yüzde 8,5’ini kazanıyor. Servet eşitsizliği daha da feci. Küresel nüfusun en yoksul yarısının neredeyse hiç serveti yok, toplam zenginliğin sadece yüzde 2’sini elinde bulunduruyor. Dünya nüfusunun en zengin yüzde 10’u ise küresel servetin yüzde 76’sına sahip.
emperyalist tekeller, Dünya pazarlarını korumak ve genişletmek için savaşmadan duramazlar. Bu haksız savaştır. Ezilen ulusların bağımsızlıkları için emperyalizme karşı sürdürdükleri savaşlar ise haklı savaşlardır.
3.Dünya savaşı ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürülüyor. Bunlardan en çok dile getirilen şu; ‘ABD, Rusya ve Çin’ atom bombalarına sahip. Ayrıca Hindistan, İsrail, K. Kore ve Pakistan da bu bombalara sahipler. Bunlar ateşlendiğinde çok sayıda insan ölür. Dünya yaşanmaz hale gelir.Bu nedenle emperyalistler bir dünya savaşı çıkarıp atom bombası kullanmazlar.’ Deniliyor.
Yine bazı arkadaşlar ABD başkanlarının tavrına bakarak Dünya savaşının çıkmayacağını söylüyorlar. ABD’ni izleyeceği temel politikalar başkandan başkana değişmez. Çünkü ABD’nin stratejisi sömürü, talan ve savaş üzerine kurulmuştur. Seçilen bir başkan kendi kafasına göre bu savaş aygıtının yönünü değiştiremez.Amerikan emperyalizmi ya kendi halkının ayaklanması ile yıkılacak ya da tıpkı Hitler gibi Dünya halkalrının savaşıyla yıkılacaktır.
ABD’nin başını çektiği empeyalistler, Irak’ın ardından Libya’yı parçaladılar. Suriye’nin kuzeyini işgal ettiler. Ukrayna’yı kışkırtıp Rusya’nın üzerine saldılar. Güney Kıbrıs’ı ve Adaları silahlandırdılar. Buralara yeni yeni üsler kuruyorlar. Savaş gemileriyle doğu akdenizde yığınak yaptılar. Filistin’de katliam yapmaya devam ediyorlar. Türkiye’yi çepeçevre kuşattılar. 3. Dünya Savaş’ı, Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Orta Doğu bölgesinde yoğunlaşıyor. Üç aşamalı savaşın birinci aşaması terör örgütleriyle, nükleer savaş tehditleriyle, salgın hastalıklarla ve vekalet savaşlaryla srdürülüyor. İkinci aşamada Ukrayna ve Filistin’de olduğu gibi müttefik ülkeleriyle sürdürlüyor. Son aşamada ise Atlantik ve Avrasya güçlerinin doğrudan karşı karşıya gelmasi kaçınılmaz görünüyor.
İnsanlığın dörtte üçünü karşısına almış olan Amerikan emperyalizmi, kaçınılmaz sonuna doğru hızla ilerliyor.
Mao Zedung’un dediği gibi “Ya devrimler savaşları önleyecek, ya da savaşlar devrimlere yol açacak.” Gelişmeler savaş etkenlerinn ağır bastğını gösteriyor. Kılıçlar kınından sıyrıldı. Yığınaklar hızlandı. Bu nedenle Türkiye devrimi eskisinden çok daha hızlı gelişecektir. Sosyalistler olarak bu tarihi fırsatı değerlendirmenin zamanıdır. Bunu başaracak devrimci birikim mevcuttur.
Bugün Türkiye’ye gereken işbirlikçi burjuvazinin ruhu değil, emperyalizmle uzlaşmacılığın ruhu da değil, Türk milletine önderlik ederek, emperyalist kuşatmayı püskürtecek olan emekçilerin devrimci ruhudur.
