KAAN ARSLANOĞLU : AKP DEMOKRASİ GETİRECEK YALANI
BU YAZI DİZİSİNDE YAKIN TARİHİN EN BÜYÜK YALANLARININ ŞÖYLE BİR ÖZETİNİ GEÇECEĞİZ… Yalanları, bir halkın karakteri ve kaderidir. Bizim toplumumuzun yalanlarından karakterini kavrayacak ve kader falına bakacağız.. İlk planda ele alacağımız 7 başlık: 1- AKP demokrasi getirecek, 2- HDP demokrasi getirecek, 3- Gezi Hareketi yalanları, 4- Muhalefet muhalefettir, 5- Solcular solcudur, 6- Bilim ve sanat iyi şeylerdir, 7- Medya ve sosyal medya faydalıdır…
1 - AKP DEMOKRASİ GETİRECEK YALANI
Önce “demokrasi” denilen kavram, neresinden bakarsanız bakın boş bir kavramdır, bir aldatmacadır, bunu kaydetmek gerek. Nedir en güzel anlamıyla demokrasi? Seçimle iş başına gelmek. Seçimlere hiçbir biçimde eşit koşullarda girilmediğini aklı başında herkes bilir. Az çok eşit koşullarda giren büyük güçlerin yarışında ne dolaplar döndüğünü de… Bizdeki seçimlerde yaygın hile yapıldığını siyasi iktidar bile kabul etmişti en son. ABD başkanlık seçimine bakın! Derin devletle oligarşinin masa başı oyunu, enayi kandırmacası. Üstelik en adil koşullarda seçim gerçekleşse bile, kim “çoğunluk en haklı ve en doğrudur” diyebilir? Hz. Muhammed, Atatürk, Lenin, Danton, Cromwell, Washington vs vs. çoğunluğun iradesini mi beklemişti? Kongreyi işgal eden Çelik Bilek haklı: “ABD seçimle kurulmadı.” Tabii buradan çıkarılacak sonuç darbelerin meşrulaştırılması da olmamalı. Faşist darbe rejimlerine karşı elbette seçimli göstermelik demokrasi daha iyidir. Ancak demokrasi kandırmacasına da bir sınır çekmek gerek. Tarih boyunca tamamı hiçbir yerde görülmemiş bu nanenin. Onun yerine, yine tartışmaya açık, yine üstünde bir türlü anlaşılamayan, ama biraz daha elle tutulur olgulara dayanan “hukuk”, “adalet” gibi kavramları öne çıkarmak gerek bence…
Peki kimler bağırıp duruyordu “AKP demokrasi getirecek” diye bas bas… Tüm öteki sesleri şiddetle bastırarak? Elbette en başta AKP’liler… O zamanki AKP ileri gelenlerinin çoğu (siyasiler, medyacılar, yazarlar vb.) şu an muhalefet cephesinde. Ana muhalefet CHP ile kol kola. Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan… Demek ki hâlâ bulamamışlar demokrasiyi. AKP’nin en nobran, en şedit kanadı FETÖ “AKP demokrasi getirecek” korosunun en başındaydı. Yüzlerce koldan binlerce kanaldan her gün beyin yıkayışlarını düşünün. Ergenekon, Balyoz davalarının planlayıcısı, militanıydılar. Başbakan Tayyip Erdoğan hayranlıkla onları izler, arkalarında dururken “Ben bu davanın savcısıyım” dedi mi demedi mi tartışılırken… İşin ucunun kendine kadar dokunacağını henüz tahmin edemiyordu. (Eğer o zamandan tahmin edebilmişse, doğruluk açısından değil ama siyasi liderlik açısından dehası daha da takdir edilmeli)
FETÖ bu demokrasi aşkını 15 Temmuz’da darbe kalkışmasıyla taçlandırdı. Muhalefetin “FETÖ’yü siz bu kadar güçlendirdiniz” suçlaması her ne kadar çok doğruysa da bu geçmişe dönük bir günahtır. Ancak şimdiki muhalefetin FETÖ ile kolkola “demokrasi” için resim vermesi güncel bir ihanet! Kılıçdaroğlu akıl hocası Enver Altaylı’ya ve daha birçoklarına ciddi bir açıklama getirmedi henüz. “FETÖ borsası”ndan bahsetmeyi iyi biliyorlar ama nedamet getirmemiş aktif FETÖ ile ilişkilerinden sıkılmıyorlar. Bu gücün Sözcü başta birçok “muhalif” yayını finanse ettiği iddiaları hep örtülüyor.
Siyasal dincilerin en büyük destekçisi o gün ve bugün satılık entelektüeller, medyacılar, liberaller, liberal solcular ordusuydu. 2013’e dek Cumhuriyet’in kurumları tasviye edilir, devletin, ordunun, yargının yapısı değiştirilirken “Askeri vesayet rejimi kaldırılıyor”, “Kemalizm tasfiye ediliyor” diye düğün bayram ettiler. Bu güruhun önemli insanlarından yüzlercesi şimdi CHP’nin başında. 10 Aralık Hareketi, HDP bağlantılılar, ABD’nin doğrudan elemanları… Canan Kaftancıoğlu, Böke, Çeviköz, Salıcı… Şimdi CHP’nin başında bulunanlardan ancak küçük bir bölümü başından beri AKP’ye muhalefet etmişti. Ama kaset operasyonu ile CHP yeniden örgütlendikten sonra onlar da ABD’ye ve FETÖ’ye daha bir kuvvetle bağlandılar. AKP’ye muhalefetleri taktik icabıydı. Ta ki FETÖ tam tasfiye edilene dek. O zaman daha bir motive oldular AKP’ye düşmanlıkta.
Bu dönemde “demokrasi adına” hiç mi kazanım sağlanmadı? İşimiz futbol taraftarı gibi yanlı değil, nesnel bakmak. Askeri vesayet ortadan kaldırıldı, bu bir bakıma iyiydi. Ordunun gardrop Atatürkçüsü bir darbe imkanı, yapısı temelden değiştirilerek ortadan kaldırıldı. İşin sadece bu yönü bizim gibilere göre bile olumsuz bir şey sayılmazdı, ama bizim bile önceden tahmin edemeyeceğimiz bambaşka tür bir darbeye yol açtı. İktidar buradaki suçunu kısmen kabul etti, tam kabul etmedi… Muhalefet ise kısmen bile kabul etmedi. Başka?.. Faili meçhuller dönemi sona erdi. Önceki DSP-MHP iktidarında biraz azalmıştı, AKP’nin ilk yıllarında daha da azaldı. Bir süre sonra ise bitme noktasına geldi. Gözaltında ve cezaevlerinde kötü muamele, işkence ve ölümler büyük ölçüde azaldı. Medyada tekellleşme ve tek tipleşme arttı, ama ifade özgürlüğü biraz daha genişledi. Elbette bu türden bazı olumlu şeyler, “demokrasi”yi gerçek anlamda getirmeye yetmedi. Kamuda ve sosyal yaşamda onca taciz, baskı, uzaklaştırma yaşanırken, onca yoğun gözaltı ve tutuklama ortamında, o davalar arasında…
Ama koro susmuyordu. “AKP demokrasi getiriyor!” Olayın rengi Gezi’den önceki birkaç ayda değişmeye başladı. Liberaller ve FETÖ çatlak sesler çıkarmaya başladı. Neden? AKP ve Tayyip Erdoğan beklentilerini karşılamıyordu. Barış süreci tavsamaya başlamıştı. AKP yönetimi daha fazla taviz vermiyordu. İpleri tümden FETÖ’ye teslim etmiyordu. ABD’nin BOP beklentileri, PKK-HDP’yi Kürtlerin temsilcisi olarak tanıtma planı sekteye uğruyordu. Gezi (2013) ve Hendek (2015), ittifaklarda büyük kırılmaları beraberinde getirdi (ikisini de ayrıca ele alacağız) AKP demokrasi getirecek yalan korosu dağıldı.
Açık konuşmak gerek: 2013’e dek “AKP demokrasi getirecek” korosunu birleştiren temel vektör ABD dostluğu ve desteğiydi. Bu ittifakı bozan da aynı güç oldu. Bugün muhalefetin onca farklılıklara karşın çimentosu ASLA AKP KARŞITLIĞI DEĞİLDİR… Sadece görünüşte bu böyle algılanıyor. Taban böyle sanmak istiyor. Bu çimento ABD işbirliğidir. Çünkü bu muhalif güçlerin birçoğu geçmişte ya AKP’liydi ya da AKP destekçisiydi. Niye AKP’nin kuruluş amaçlarına düşman olsunlar! Bir kısım solcu “Yetmez ama evet” diyerek çaprazdan, bir bölümü yiyin birbirinizi diyerek (yiyenlerden biri iktidardaydı) yan taraftan iktidara destek atıyordu.
Bugün kimi hapiste, kimi yurtdışında kaçak yaşayan, kimi gözaltına alınmış, tutuklanmış çok sayıda muhalif yazar, gazeteci vb… Geçmişte “Kemalizm tasfiye ediliyor” diye zil çalıp oynayanlardı büyük çoğunluğu… AKP demokrasi getiriyordu? Ne kadar traji komik değil mi? Ahmet, Mehmet Altanlar, Ilıcaklar, Can Dündar… Çoğuna şimdi samimiyetle acıyoruz… Ama durup dururken baskıya, teröre uğradılar sanki… Sanki bu ülkede PKK terörü yüz binden fazla can almadı… Bu ülkede Kemalizmi tasfiye davalarında ölümler yaşanmadı… 15 Temmuz Kılıçdaroğlu ve danışmanının dediği gibi kontrollü bir oyun, tiyatroydu sanki.. AKP’ye destek edebiyatının koçbaşları Orhan Pamuklar, Elif Şafaklar ne der bu tiyatroya, romanını yazarlar mı acaba?
Şimdi muhalefetin cumhuriyetçi, laik, Atatürkçü olduğunu… Bir bölümü de solcu, sosyalist olduğunu iddia eden tabanı bunları bilmiyor mu? Biliyor. İşine gelmediği için kabul etmiyor. Demokrasi budur işte… Milyonlarca rahat yaşamın, ilkesiz karakterin, haksız çıkarın o dönemki çarpık duygu ve düşüncelerle güç bulması… Gerçek anlamda demokrasi hiç dertleri değil. Kim demokrat? CHP’de en ufak parti içi demokrasi mi kalmış? Yoksa Faili meçhuller döneminin içişleri bakanıyla mı sağlayacaklar bu demokrasiyi? Çakma solcular için ne diyeceğiz? “Cumartesi Anneleri” diye onlarca yıl ortalığı ayağa kaldırdılar, şimdi Meral Akşener ile kankalar… Ama normaldir, kitle katliamcısı PKK’nın askerlik şubesi HDP ile demokrasi getireceklerdi zaten. FETÖ de önlerindeydi. ABD desteğiyle demokrasi mücadelesi veren dünyanın ilk solcuları…
Taban açısından tek dert AKP’nin gitmesi… Sonrası ne olursa olsun… İşte demokrasi adı altında kitlelerin sürüleştirilmesi böyle oluyor. Dün “AKP demokrasi getirecek” diyen bire bir aynı güçler iktidara gelecekler AKP giderse. AKP’den ben de sıkıldım, bıktım. Ancak siyasi fala bakıyoruz: AKP’den sonrası AKP’yi aratacak. Bu insan kalitesiyle, bu muhalefetle… Büyük olasılıkla… O yüzden “muhalefete” en ufak sempatimiz kalmadı. Kılıçdaroğlu’nun iktidara geldiğini düşünün. Her yeni oyunda sıfır yeni bir deste kağıt! Aklımızı alır! Şaka bir yana bu ülke HDP kafalılara teslim edilemez.
Ülkenin birliği, iç savaş çıkmaması en büyük demokrasi… Kıymeti salaklar için ancak yokluğunda anlaşılacak nimetler… Bu konularda devlet, iktidar ne olumlu adım atıyorsa bizi memnun ediyor. Ülke ve halk zararına yapılan her şey bizi rahatsız ediyor, yararına her şey mutlu ediyor... Demokrasi iyi bir şeyse… işte bunlardır aslında.
DEVAM EDECEK...
Kaan Arslanoğlu
