KAAN ARSLANOĞLU YAZDI
“Batı dillerinin kökündeki güçlü Türkçe” neden bu kadar önemli sizce?” Diye bir soru sordum… ATA da cevap verdi. Ve bu onun belki şimdilik, belki de ilelebet son cevabı oldu. Şu an onun bu iletisinde belirttiği gibi iletişimimiz kesilmiş durumda. Bir daha ne zaman kurulur, bilmiyorum. İşte o son yanıt:
Senin “Bizim ‘sol’ bir türlü kurtulamadı” dediğin “BÜYÜK SİYASET” aslında güncel abidik gubudik en küçük siyasettir. Kaba tabirimi mazur görün, çünkü değersiz şeyleri oturaklı kavramlarla izah etmek artık ağırıma gidiyor. “Sol” bundan başka bir şey bilmediği, gerçek büyük siyasette yani derin siyasette yaya kaldığı için küçücüktür.
Sana tavsiyem sen de kapılma bu oyalama siyasetine. 85 milyonluk bir ülkede her biri en çok 3-5 bin.. hadi diyelim 10 bin taraftarıyla “Büyük siyaseti belirliyoruz”, hatta “Yakında devrim yapacağız” diyen grupların psikozuna sen de kapılma.
İşte bunun için önemli Batı dillerinin kökündeki güçlü Türkçe. Bunun için önemli Atatürk’ün dil tezi, tarih tezi, Güneş-Dil kuramı. Bunun için önemli şu son salgında bilimsel duruş, bilim nedir sorusu ve milli değerlendirme.
Bu ülkede sol, sağı hep eleştirmiş “emperyalizmin kuklasısınız” diye, işbirlikçisiniz diye. Haklılar mı? Büyük ölçüde evet!.. Fakat işte o aynı sol, sağ kadar milli olamamış. Bu ülkenin evladı olamamış. Sol hemen hemen hiçbir kanadıyla bu ülkenin evladı gibi bir kafaya ulaşamamış, bu ülkenin çocuğu gibi fikir yürütememiş.
İşte onun için önemli Atatürk’ün dil-tarih tezi. Bu kuram tamamen doğru demiyorsunuz. İçinde birçok yanlış da var. Ancak esasen doğru olduğu artık gün gibi açık yeni bilimsel gelişmelerle. Peki bu atılım, bu teori neden bilimsel olarak tartışılmadan yasaklandı, unutturuldu. Türkiye’de milliliğin kültürel, ideolojik, siyasi, ekonomik olarak bitirildiği andır bu. Kırılma noktasıdır. Şu an da onu hiçe sayanlar, tartışmayı kapatmaya çalışanlar, şu anda da böyle bir şey hiç yokmuş gibi davrananlar kimlerse… Bu vesileyle sizin önünüze türlü engeller çıkaranlar kimlerse… Onlar da Atatürk’ün kitaplarını yasaklayıp, fikirlerini çarpıtıp değiştirenlerin çizgisindedir. 1938 sonrası CHP kafası. Batı işbirlikçileri…
Şu salgında global bir bilgi karartma, yanlış yönlendirme, halkların geleceğini çıkmaza sokma politikası uygulanıyor. Ölümcül sonuçlar doğuran uluslararası bir bilgi kirliliği, topyekun bir ekonomik, sosyal çökertme kampanyası. Bunlar bilim adı kullanılarak uygulanıyor ama bilimden kast ettikleri uluslararası oligarşinin para bilimi. Sizler aşı karşıtı değilsiniz, “komplo kuramcısı” değilsiniz. “Virüs yok, salgın yok” demiyorsunuz. Gerçek bilimin bu olmadığını, bilimsel tıbbın bu olmadığını, ortada tıbbın ve bilimin adı kullanılarak uluslararası bir tezgah döndüğünü savunuyorsunuz. Sizlerin de fikirleri engellenip, yasaklanıyor. Kim ki bu salgında uluslararası oligarşinin dilini kullanıyor, bu büyük tezgaha hiçbir eleştiri getirmiyor… Bilin ki onlar milli değildir.
BÜYÜK SİYASET dediğin küçük politikanın günlük çekişmelerini bırakın, derin ve asıl büyük siyasete yönelin. Orada kalıcı, oturaklı, etkili eserler vermeye devam edin. Tıp-sağlık konusu olur, Dil-Tarih konusu olur, edebiyat olur, toplum çözümlemesi, psikoloji-felsefe olur… Asıl siyaset derin olarak da budur, güncel olarak da budur. Bunları ortaya koyduğunuzda mihenk taşıyla sınar gibi ortaya çıkıyor… Kim sosyalist, kim bilimsel, kim milli…
Ben uzun bir süre için aranızdan ayrılıyorum. Tek şansım olan internet dünyasına, sosyal medyaya dönüyorum, o aleme tekrar dalıyorum. Bana soru sormayın, haber beklemeyin… Orada olayı daha da ayrıntılı, daha da çok boyutlu kavramaya çalışacağım… Ve kimsenin aklına gelmeyen, benim aklımda da şimdilik nüve halinde beliren yepyeni biçem ve biçimlere girmeye çalışacağım, yepyeni çıkış yolları, yeni var oluş özleri aramaya başlayacağım. Sağlıcakla kalın, hoşça kalın… Bir zaman sonra çok daha üst düzey, çok daha yaşamda sonuç alıcı tartışmalarda buluşmak dileğiyle….
