Kanal İstanbul ve Tarım

 

Demokrasiler de siyasetin sahibi halktır. Kendisi gidemediği için parlamentoya temsilcilerini gönderir. Halk verdiği yetkinin doğru kullanılıp kullanılmadığını takip etmek için yargıyı görevlendirir. Bu yüzden bütün yargı kararları  ‘’Türk Milleti’’ diye başlar. Hiçbir zaman devlet adına, kral adına ve başkan adına denmez. Kanal İstanbul için Türkiye genelinde büyük bir tepki varken, Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘’isteseniz de istemeseniz de yapacağız’’ demesi doğru değildir.

Recep Tayyip Erdoğan, kanal İstanbul’a karşı çıkanlara sert tepki gösteriyor. Bu tutumu tasvip edilemez. A.K.P. Genel Başkanı olarak söylese bile Cumhurbaşkanı olarak söyleyemez. Bu sert tepkinin gerisinde çöküş psikolojisi var, uygar siyaset yapamama sorunu var.

Kanal İstanbul projesi isimli Arapça bir video var.2015 tarihinden beri İstanbul görüntülü emlak pazarlıyor. Demek ki, kanal İstanbul ekonomik ve rant açısından Arap endeksli, Recep Tayyip Erdoğan 13 kasımda Amerika’ya gidip döndükten sonra kanal İstanbul daha sık gündeme geldi. Öyleyse kanal İstanbul siyasi açıdan A.B.D. endeksli bir proje. A.B.D.’ in dünyada giremediği ve askeri üs kuramadığı tek deniz Karadeniz’dir. O yüzden, kanal İstanbul 1950 yıllarından beri A.B.D.’ in gündemindedir.

Kanal İstanbul, ekolojik dengeden, deprem riskine, jeopolitik riskten, yapım maliyetine, Montrö boğazlar sözleşmesine kadar, bilim insanları ve medya tartışıyor. Ancak, tarım sektörüne yapacağı zarardan dem vuran yok. Acaba kanal İstanbul yapılırsa tarım sektörü hangi zararları görecek.

Kesin bir projesi olmamakla birlikte, uzunluğu 45 km. genişliği 250 m. derinliği 21 m. olacak ve üzerinde 7 köprü olacakmış. Kanalın yapımı sırasında 1 milyar 150 milyon m3 hafriyat çıkacakmış. Ayrıca kanal çevresinde 2 akıllı şehir inşa edilecekmiş. Çıkan hafriyatın önemli bir kısmı Karadeniz kıyısına dolgu malzemesi olarak dökülecekmiş. Bu yapıldığı taktir de, denizsel habitatın üstü örtülecek bir çok canlı yok olacaktır. Türkiye’nin en önemli lüfer yatakları bu bölgededir. Kalkan ve kum midyesi gibi birçok deniz canlısının üstü örtülecektir.

Küçükçekmece gölü, Sazlıdere ve Terkos gölü su kaynakları zarar görecek. Aynı zamanda çok önemli kuşların konakladığı sulak alanlardır, göç yollarının üzerindedir. Bu güzergah da bir muhafaza ormanı vardır. Kanaldan çıkacak dolgu maddesi nedeniyle ormanın belli bir kısmı yok olacaktır. Kanala yakın mesafelerde köyler var, bu köylerin insanları etini, ekmeğini, sebzesini üretiyor. Şimdi bu insanların ellerinden toprağını alıp imara açıyorsunuz. Biz bu proje ile kendi ekmeğimizi ve suyumuzu yok ediyoruz. Bu proje ile tarım alanları yok edilerek yeni bir göç dalgası başlayacaktır.

İstanbul da mevcut 723 bin dekar tarım arazisinin % 20 si açılacak kanal bölgesinde bulunuyor. İstanbul da 3500 üretici tarımda çalışıyor.5000 civarındaki tarım işçisi de bu alanda görev yapıyor. Kanal havzasında tarım alanı kaybı 150000 dekar civarında. Bu kaybolan arazide sadece buğday ekildiğini düşünelim. Türkiye’de buğday verimi çeşide göre değişir. Dekardan 267 kg. alındığı gibi 800 kg. alınanda vardır. Ortalama dekara 300 kg. kabul edersek, kanalın verdiği zarar 150000 dekar x 300 kg.= 45 000 000 kg. dır. Türkiye’de kişi başına buğday tüketimi 150 kg. dır. Şu halde kanal İstanbul’un yapılması ile 300000 kişinin buğday ihtiyacını yok ediyoruz.

Kanal İstanbul halkın yararına değil, bir yerlere verilmiş sözlerin yerine getirilmesi çabasıdır. Bu kanal Karadeniz’in barış denizi olma özelliğini yitirmesine sebep olacaktır. İlle de yapacağız demek çözüm değildir. Bugün siyaset kirlenmiştir, kirli siyasetten toplum çıkarına bir hizmet üretilemez.

                                                                   Dr. Mustafa Kozan