İSMAİL DURNA: CESUR TAVIRLARA İHTİYACIMIZ VAR
1917 Ekim Devrimi dünyanın çehresini değiştirmiş; ayaklanan Rus proletaryası, çarlığı devirmiş; Bolşevik Partisi ve Lenin’in önderliğinde proletarya diktatörlüğünü kurmuş, insanlık tarihinde proletarya devrimleri ve milli kurtuluş savaşları çağını açmıştı.
Stalin’in ölümünden sonra, Kruşçev – Brejnev revizyonist kliği iktidarı gasp ettiler. Yeniden burjuva diktatörlüğünü kurdular. Revizyonist kliğin ilk yaptığı iş, parti içinde ideolojik alanda karşı devrime girişmek olmuştur. “Bütün halkın partisi” “Barış içinde geçiş” “Barış içinde yarış” başlıca şiarlarıydı. Öncelikle Bolşevik Partisi’nin içini boşalttılar.
Denilebilir ki; dünyada ve ülkemizde bilimsel sosyalistler arasında sürdürülen en şiddetli iki çizgi mücadelesi SSCB’de kapitalizme geri dönüş konusunda yaşanmıştır. Revizyonizme karşı Marksizm – Leninizm – Mao Zedung düşüncesini savunan Türkiye’nin devrimcileri yalnız kalmaktan ve tecrit olmaktan çekinmediler. Sosyal emperyalizm ve geri dönüş teorisi de başlangıçta bir avuç devrimci tarafından savunuldu. Toplantılarda konuşturulmadılar. Silahlı-sopalı saldırılara uğradılar ama yılmadılar. Haklılıkları süreç içinde ortaya çıktı ve kazanan taraf oldular. Bugün bir kısım sol örgütlerin sağcılaşmasının temelinde “sosyalizmde geriye dönüş” teorisi konusunda özlü bir özeleştiri yapmamaları yatmaktadır.
Kapitalizme geri dönüş teorisini ortaya koyarak sosyal emperyalizme karşı mücadele başlatan Mao Zedung, daha sonra Büyük Proleter Kültür Devrimi’ne önderlik etmiş ve dünyanın ezilen halklarına büyük bir miras bırakmıştır. Bu nedenle bugünün ÇKP’sinin Mao ile Deng Xiao ping’i teorik olarak aynı mertebeye oturtması doğru mu yanlış mı tartışmak gerekiyor.
Mao döneminde yaşanan iki çizgi mücadelelerinde Deng Xiao ping hep Mao’nun karşısında olmuştur. ÇKP içindeki sağ – sol ayrımının simge isimleri yine Mao Zedung’la Deng Xiao ping’dir. Bu nedenle Mao ile Deng Xiao ping arasında yaşananları anlamak bugünün sürecini anlamak için anahtar değerindedir.
Tıpkı Sovyetler Birliğinde olduğu gibi Çin Halk Cumhuriyeti’n de de kapitalizme geri dönüş konusunda benzer süreçler yaşanıyor. 90’larda kapitalizme açılmayla devam ettirilen Milli Demokratik süreç, sosyalizmin inşasıyla mı yoksa kapitalizme geri dönüşle mi tamamlanacak? Veya Çin’li lerin ‘insancıl sosyalizm’olarak tartıştıkları bir döneme mi girilecek?
Çin deneyi konusunda da cesur çıkışlara ihtiyacımız var. Bilimsel sosyalistler olarak revizyonizme karşı çıkmayı temel bir mesele olarak görüyoruz. Bunu ortaya koymak Çin halkına ve devletine düşman olduğumuz anlamına gelmez. Tersine Avrasya Cephesi’nin Atlantik Cephesi’ne karşı mücadelesini, ezilen dünya halklarının yararına görüyoruz. Bu tartışmayı da dünyada ve ülkemizde nasıl bir sosyalizm hedeflediğimiz konusunda daha iyi bir program ortaya koyabilmek için yapıyoruz.
Bununla birlikte bugünkü Çin’i doğru tahlil etmek istiyorsak öncelikle gerçekleştirilen işçi- köylü eylemlerini ve bu eylemlerin doğru bir analizini yapmalıyız.
