İSMAİL DURNA:KİMLER SAĞCI KİMLER SOLCU

Soner Yalçın Odatv’de başlattığı sağ-sol  tartışması ile; “Kimler sağcı, kimler solcu. Solcu görünen sağcılar. Sol, tarihi sonuna mı geldi?” başlıklarıyla makaleler yayınladı. Tartışmaya Prof. Kemal Üçüncü ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın baş danışmanı Mehmet Uçum da katıldılar. Eski Dev-Yol’cu Uçum AK Parti’nin bugünkü solculardan daha solda olduğunu iddia etti.

İleri sürüldüğü gibi Türkiye; solcuların sağcılaştığı, sağcıların da solculaştığı bir süreçten mi geçiyor.? İnsanları iki seçenekten birine oy vermeye zorlayan mevcut seçim sisteminin bu gelişmedeki rolü nedir? Geçtiğimiz cumhurbaşkanlığı seçiminde Sayın Erdoğan’a oy veren solcular oldu. Bu belediye seçimlerinde de İzmir ve İstanbul’da CHP’ye karşı AK parti adaylarına oy vereceğini söyleyen solcular var. Doğrusu yabana atılamayacak ilginç bir tartışmayla karşı karşıyayız.

 

Solculuğun Kıstası

Bugün gericiliğin ve faşizmin kaynağı, dünya halklarının baş düşmanı Amerikan emperyalizmidir. Devrimci pratikte safları belirleyecek temel faktör budur. Solculuğun kıstası ise; öncelikle Amerikan emperyalizmine ve kuklalarına karşı olmaktır.

 

Gerici ve Sağcılar     

Öncelikle şunu belirtelim:  Amerikan emperyalizminin enstrümanları olarak görev üstlenen FETÖ  ve PKK,  pratiklerine ve organik bağlarına bakıldığında özünde en gerici ve sağcı örgütlerdir. Bununla birlikte ABD ile işbirliğinde ısrar eden, onunla uzlaşma içinde olan ve neo-liberal politikalarda ısrar eden iktidar partileri de özünde sağcıdır.

 

Sol Dinamikler

Buna karşılık, konumu ve iç çelişkileri her ne olursa olsun, Amerikan emperyalizmine karşı vatanını kararlılıkla savunan parti, dernek, sendika ve dini oluşumlar ilericiliği temsil ediyorlar ve sol dinamikler içinde yer alıyorlar.

 

Dünyada Cepheleşme

 Dünya çapında ise; Amerikan emperyalizmiyle cephe cepheye gelen  Rusya, Çin, Suriye, Venezuela, Afganistan, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti  ve sömürüye baş kaldıran Afrika ülkeleri  tarihsel açıdan ilericiliği temsil ediyorlar ve solda yer alıyorlar.

Bu seçimlerde de neo-liberalizmi savunan partiler, ülke kaynaklarını emperyalistlere peşkeş çekme ve yağmalama konusunda birbirleriyle adeta yarışa girdiler. Bununla birlikte; TİP ve benzeri bir kısım sözde sosyalist partilerin de blok halinde  emperyalizmin yedek gücü haline gelmelerine hep birlikte tanıklık ediyoruz. Bunların adının solcu olmasına bakmayın, özünde sağcıdırlar.

ABD’nin gerilediği ve çöküşe gittiği yeni dönemde emperyalizmin değirmenine su taşıyan  bu göstermelik sözde sol partiler ve neo-liberal sistemin temsilçisi olan sağcı partilerin hiçbir geçerliliği kalmayacaktır.