İSMAİL DURNA:İTTİFAKLAR SORUNU VE ANTİ-EMPERYALİST CEPHE

Savaş etkenlerinin yükseldiği şu günlerde tartışmalar da hız kazandı. Özellikle iktidar medyasında İran, Rusya ve Suriye düşmanlığı öne çıkarılıyor. Soruna mezhepsel yaklaşanlar da var. Bunlar ister istemez ABD ve İsrail’in ekmeğine yağ sürüyorlar. Bu durumda; emperyalizme karşı mücadelede ittifaklar sorunu hayati önem taşıyor.

ABD emperyalizmini baş düşman ilan ediyorsak iç ve dış cephede en geniş birlikteliği gerçekleştirmek durumundayız. Bu aşamada ‘halk’ tanımı da değişir. Emperyalizme karşı çıkan bütün sınıflar, bütün partiler,irili ufaklı bütün oluşumlar; hangi gerekçeyle olursa olsun halk kavramının içine girerler. Amerikan emperyalizmine karşı  Devrim’in müttefiki olurlar.

Halkımızın ve dünya halklarının baş düşmanı ABD emperyalizmidir. Baş  çelişme Amerikan emperyalizmi ile dünya halkları arasındadır. Ezen ezilen milletler saflaşmasında Türkiye olarak; Çin, Rusya, İran, Suriye, Mısır, KDHC, Venezuela ve benzeri  devletlerle aynı kaderi paylaşıyoruz. MDD; ülke içinde ve dışında dostunu düşmanını bu tahlile göre belirler. Müttefikleri  bu tahlile göre seçer. Emperyalizme ve piyonlarına karşı anti -emperyalist cephe bu saptamaya  göre gerçekleştirilir.

Buna göre Türkiye’deki sınıflara ve temsilcilerine bir göz atalım:

1- İşçi sınıfı: Esas temsilcisi Sosyalist Partidir. Milli Demokratik Devrim, bu sınıf öncülüğünde gerçekleştirilir. Tarım işçilerini de kapsar.

2- Küçük burjuvazi: Şehirlerde memurlar, küçük esnaflar, kırsal bölgelerde ise; küçük çiftçi ve yoksul köylüler bu sınıfa temsil ederler. Milli Demokratik Devrim’in gerçek müttefikidirler.

3- Orta burjuvazi: Küçük işletmeler ve KOBİ’er- orta köylüler dahil- bu sınıfı temsil ederler. Orta burjuvazi de Milli Demokratik Devrim’in ittifak yapacağı güçler arasındadır.

4- Büyük burjuvazi: Komprador burjuvazinin bir basamak altında yer alır. Zengin köylüler de bu sınıfa girer. Emperyalizmle işbirliği içindedirler.

5-Komprador burjuvazi:  Borsa vurguncuları, kumarhane ekonomisinin temsilcileri, yabancı büyük mağazalar, feodal kalıntıları temsil eden ağalar, beyler, şeyhler ve tebaası.  Bu sınıf emperyalizmle kaderini birleştirmiştir. Çıkarları ortaktır. Temsilcileri ise; esas olarak FETÖ ve PKK’dır. Örneğin; 15 Temmuz darbesi başarılı olsaydı ülkemizi bunlar yönetecekti. Rusya ve İran’a karşı savaş açacaktık. Darbe başarılı olsaydı ; ABD Suriye’yi parçalayacak, Irak ve İran’dan koparılacak parçalarla 2. İsrail devletinin kuruluşuna önayak olacaktık.

PKK ise ; ABD’nin Ortadoğu’da bir numaralı müttefikidir. Stratejik olarak programında Türkiye’yi baş düşman olarak belirlediği için kendisini ister istemez emperyalizmin kucağında bulmuştur. Başlangıçta marabalara ve yoksul köylülere dayanırken süreç içinde dönüşmüş, Şeyh Sait’in heykelini dikmiş ve bölgenin en gerici kesimlerine sırtını dayamıştır. Terör örgütü; kapatılmadığı gibi para desteği yapılması Türk devletinin ve iktidarın en büyük zaafıdır. Bununla birlikte; Yeni Şafak, CNN Türk ve benzeri gazete ve TV’lerin,  PKK’yı  İran ve Rusya’nın da desteklediğini ileri sürmeleri emperyalizmin işine yarar. Dış cepheyi zayıflatır.

 

GÜÇLÜ PARTİ ŞART

İttifakların oluşmasında sosyalist partinin güçlü olması tayin edicidir.

Örneğin;  Mao,  Çan Kay Şek ile ittifak yaparken veya Çan Kay Şek’i ittifak yapamaya mecbur ederken en büyük etken güçlü bir ÇKP’ye sahip olmasıdır. Kurtarılmış bölgeleriyle uzun yürüyüşleriyle geniş kitleler içinde kök salmış demir disiplinli bir partiyle devrim başarıldı.

Soru şu; İyi bir düşünce kuruluşu mu olacağız yoksa Amerikan emperyalizminin ülkemizden kovulmasına önderlik mi yapacağız?

Yukarıda; açıklıkla belirtilen baş düşman, baş çelişki ve ittifaklar temelinde birleşeceğiz. ‘Küçük olsun benim olsun’ anlayışına karşı çıkacağız. Güçlü bir muhasebe yapacağız. Eleştiri-özeleştiri mekanizmasını çalıştıracağız. Birleştirici ve kapsayıcı olacağız. Zaman, kenara çekilme ve susma zamanı değildir. Cesaretle öne çıkalım ve örgütlenelim.